Monday, April 24, 2017

ALONE IN THE DARKNESS




"Ne olmuştu hayatıma? Gün be gün kaydıraktan kayarmışçasına karanlığın içine, daha da içine gömülüyordum."

 



    Durduramıyordum kendimi. Ve en sonunda… Kaydırak beni son noktaya kadar getirmişti; daha aşağısı, dibi yoktu ve o zaman varabileceğim en karanlık yere vardığımı anlamıştım: ABYSS. Ve şu an… Karanlığın içinde yapayalnızdım. Bağırsam sesimi duyacak biri olmadan, yapayalnız, karanlıkta yolumu bulmaya çalışıyordum. Karanlıkta neler olduğunu bilmeden her yolumu bulmak için rota mı değiştirip yol kat etmeye çabaladığımda karanlığın içinden bana çevrilen gözleri hissedebiliyordum. Bunlar… Karanlığın yaratıklarıydı. Karanlıktaki evirilen ve başıboş sallanan kara uzantılar beni kovalar olmuştu. Uzantılar sadece ve sadece karanlığın kendisine aitti. Başıboş sınırı olmayan zifiri bir karanlıktı. Burada hiçbir ışık yok; burada hiçbir şey yok, karanlığın kendisinden başka! 



   Bu uzun ve dehşet verici benzetmem hayatım ile bire bir örtüşüyor. Karanlığın kolları = gördüğüm sınırsız dehşete sahip kâbuslar ve yapılmış olan ama tam olarak etkisini gösterememesine karşın bana doğru esen büyü yelleri. ABYSS = hayatımın üzerine çöken ve beni bir sürü şeyden alı koyarak beni mutsuz etmek için elinden geleni ardına koymayan karanlık. Kâbuslar eskiden beridir vardı. Çoğu saf korkudan oluşuyordu. Bazıları ise direk karanlık cinler ile alakalıydı. Evimde bana ne kadar şiddet uygulamaya çalışsalar da hepsini kendi iman gücüm ile evimden dışarı fırlatıyordum.





   Nasıl mı fırlattım? Rüyalarımda sağ elimin üzerine çağırdığım, kapağı gümüşten ve gümüşün üzerine dizilmiş büyük saf pırlanta elmaslarından olan bir Kur’an-ı Kerim. Kitabı elime aldım ve sonra kitabı kollarımın arasında göğsüme bastırarak bağırdım:”Bismillahirrahmanırrahim! Aziz Allah, ya celil!” Ardından önümde bekleyen kocaman ve etrafa yayılan zifiri karanlık olan aura bir anda dumanın sönmesi gibi sönerek yok oldu. Kitabı avuçlarımın arasına aldım ve açtım. Sayfaları boş olan kitabın bir sayfası Ayet el Kürsü ile dolmaya başladı. Bunu gördükten sonra kitabı her kullandığımda sayfalarının dolduğunu anlamıştım.




   Bunlar olur iken kendime çok yakın hissettiğim arkadaşım Mustafa'nın benim ile takılmak istemeyişinin en sonunda farkına varmıştım. Ben ona ne kadar adım atsam da o bana karşı hiçbir adım atmaz oldu. Onun selam vermesi ve konuşmak adına konu açması için ben selam verip konu açıyordum. Sonradan öğrendim ki Mustafa Yunus’a en yakın arkadaşımla benim ortamımızın hiç güzel olmadığını bu yüzden bizimle fazla konuşmadığını söylemiş. Mustafa ile aramdaki tüm bağları kopardım ve ardından  “Bundan sonra hiçbir şeyi toparlamak adına o şey için direk olmayacağım.” Dedim ve Gusto Team ve Dark Diamond Crew gruplarından çıktım. Şu an tek başıma kendi karanlık dünyamda kendi belirlediğim yolda yürüyeceğim.




   Tüm bu olan olaylar beni sinirli, nefret ile dolu ve soğuk biri olmaya itti. Bende Bu siniri ve nefreti umuda ve hırsa dönüştürüyorum. Adeta hırs ile nefret ile ve azap ateşi ile yanıp tutuşuyorum. Öfke, Güzellik, Ego, Güç ve Saf iyiliğe sahip olmak… Bunlar benim mükemmellik tanımım.

1-] Saf İyilik: Saf iyiliğe ne kadar çok sahip olsam da iç benliğimde: karanlık yanımın büyümesinden dolayı adeta gücü tükendikçe zaman ile sönmeye başlayan bir tutam ışık ışını gibi sönmeye başladı. Çünkü nefsim büyüyor ve içimdeki karanlıkta nefsimin büyümesi ile yayılıyor. Bunu tam tersine çevirmem lazım.

2-] Ego: Ego aslında bilinenin aksine benim için tam anlamı ile birilerini küçümseme ile alakalı değil. Egoyu bakışlarımdan ve davranışlarımdan karşı tarafa akdettirmem benim için önemlidir. Bir bakışım ile yakmak gibi bir şey bu ama tabi ki bu beni alakadar etmiyor. Bu egolu bakışın bana yakışması ile alakadarım ben.

3-] Öfke: Bu duygu nerede ise her zaman içimde var. Öfke mi çeşitli duygulara dönüştürebilmem tabii ki de güzel bir şey çünkü nerede ise sınırsız bir umut, huzur ve hırs kaynağı yaratıyor fakat fallarda önerilen bir öneri öfkeyi tekrardan değerlendirmem gerektiğini düşündürmüştü bana. Fallarda söylenildiğine göre öfke gelecekte ailemin ve arkadaşlarımın hatta ve hatta ofis hayatımın bile başını yakacakmış. Gelecek hakkında verilen bilgileri önemsediğimden değil bana söylenilen şeylerin gelecekte gerçekleşme olasılığının katlanarak artması benim bu önerileri kulak ardı etmememi sağladı. O yüzden öfkeyi kullanmak ile kullanmamak arasındaki kararsızlığa derhal son vermeliyim. Bir şeyleri kesinliğe kavuşturmamın vakti gelmişte geçmiş bile: geç bile kaldım.

4-] Güç: Güç benim için herkesten birkaç adım önde olmak ile başlamıştı ve artık bu güce pekte sahip olduğumu düşünmekteyim.

5-] Güzellik: Güzellik şu sıralarda tekrardan kazanmak için çabalar iken birkaç ton zorluk ile karşılaşmakta kaldığım bir kavram. Hayır, tabii ki de iç güzellikten bahsetmiyorum. Dış güzellikten bahsediyorum. Şu anda üniversite yıllarımın ilk yılındayım: gençliğimin baharındayım. Fakat 102 kiloyum, cilt problemlerim var, dişlerim berbat durumda. Bu üç şeyi değiştirmeliyim. Ego, Saf iyilik, Güç ve öfke… Hiçbiri güzelliği elde ettikten sonra beni zorlamazdı sanırım. O yüzden… Güzellik, benim en mükemmel halime açılan kapının anahtarıdır. İlk önce bunu düzeltmem lazım. Benim için güzellik olmayan bir mükemmellik olamaz.


   Fakat unutmayın: bu belki 30 belki de 40 yıllık bir süreç içindir: daha fazlası için değil. Fakat üniversite yıllarımın kötü geçmesini istemiyor isem, ilköğretimdeki ve lisedeki beni küçük gören ve benim ile dalga geçen herkese bir şeyleri ispatlamak istiyor isem olabileceğim en mükemmel halde olmalıyım. “Extremely Powerful” sloganını tekrardan hak etmek için mükemmel olmalıyım. Söylediğim gibi o kapının anahtarı güzelliğimi geri kazanmaktır. Güzelliğimi ise sadece tek bir karar ve de bolca çaba ile geri kazanabilirim. Çabalamadan önce ne adına çabalayacağımı bilmem gerek. Bu yüzden ilk önce bir karar vermem lazım: zevklerim uğruna güzelliğimi heba etmek mi yoksa güzelliğim uğruna zevklerimi feda etmek mi? İkisi de çabalar iken bana mutsuzluk getirebilecek iki yoldur. Çünkü ne güzelliğe ne de zevke beraber sahip olabilirim: tek birini seçmem gerekir. 4 ayım kaldı. Süreç aleyhime işliyor ve eğer bir şey yapmaz isem ve 4 ay dolar ise hayat bana doğrudan bildiğini getirecek ve bende buna sessiz kalarak hayatın bana kafasına göre sunduğu şeye seyirci kalacağım ve inanın bana ben geriye kalan ömrümü kilolu ve mükemmel olmayarak, keşkeler ile geçirmek istemiyorum. Eğer mükemmele sahip olmak istiyor isem bunun için çabalamam gerek.


No comments:

Post a Comment

ECLIPSE THRESHOLD 3 - SHATTERED CHAIN

" Benim suyum çok ısındı hatta kaynamaya bile başladı. Babamın bir şeye sinirlendiğinde bardağı mermere vuruşundan tutta kapıları sertç...