"Benim suyum çok ısındı hatta kaynamaya bile başladı. Babamın bir şeye sinirlendiğinde bardağı mermere vuruşundan tutta kapıları sertçe çarpmasına kadar yaşadığım evde huzuru kaçıran tavırlarından yine bıktığım bir dönemdeyim."
Dün huzurlu bir ev ortamı sağlamak için her zamanki yaptığım şakayı yaptığımda onun öfkesi ile karşılaştım.
Küçüklüğümde beri bana karşı olan davranışlarından, tavırlarından, mahkeme duvarı suratından ve sevgi göstermeyişinden bıktım usandım. O hiçbir güzel şeyi hak etmiyor!
Bugünde gece sabaha kadar gelmeyip gün ağarırken gelip uyuyan ablama karşı güzel tavırlarla davranması, yeğenime aşkım tatlım demesi ama bana gelince gaddar olması kayırma değilde nedir?!
Birkaç yıl önce yeğenime ve anneme karşı sinirli ve nefretli davranışı sırasında küçükken bana takındığı yüz ifadesinin aynısını görünce karşısına dikilip hesap sormaya başlayıp yeğenimede annemede öyle davranmayacağını aktarmıştım. "Bu evde huzur olmayacak mı artık?!" dediğimde ise bana "Ben olduğum sürece bu evde huzur olmayacak. Huzur mu istiyorsun? O zaman siktir git başka yere lan!" diyerek tapusunun annemin üzerine olan evde bana siktir çekmişti. Bende ekonomik sıkıntılı bir ülkede yaşadığım için kirada oturamıyordum ama onun evde de oturmak istemediğim için arada sıkışıp kaldığım bir dönemdi o siktir çekişi yaptığı zaman. O kadar ağrıma o kadar gücüme gitmiştiki yaptığı. Üzerinden yıllar geçsede affedemiyordum. Küçüklüğümden beri bana yaptığı türlü terbiyesizlikleri unutmasamda affetmemiştim ama üzerinde durup takılmıyordumda FAKAT yetişkin halimle evden çıkmak isteyip ekonomik durumlardan dolayı çıkamayaşım sırasında bana siktir çekişini affedememeyi bırak unutamıyordum bile. Bir gün o evden ayrılıp kendi evimde yaşama fırsatım olursa ona her şeyi hatırlatıp bağlarımı koparıp o evden çıkacağıma dair kendime söz vermiştim.
Benim merhametimi hiçbir zaman hak etmiyor. Halbuki sigaram olmadan, uyuşturucum olmadan, karı kız peşinden koşan bir sapık erkek olmadan, diskoteklerde sabahlamadan, kavgaya bıçağa karışmadan sadece ve sadece ders çalışıp, işte çalışıp dizimi kırıp evde oturup kendimi geliştirmeye çalışmış bir evlattım.
FAKAT babam için çakıl taşıda değerli taşta sadece bir TAŞTI. Ben ise elmastım ve değerimi anlayamadığı için değerimi bilmiyordu.
Yine yakıtını öfkeden, şiddetten, intikam dolu hayallerden alan o eski bene dönüşmüştüm bugün.
Beni bu hale geri dönüştüren onun davranışları değildi çünkü küçüklüğümden beri katlanıyordum.
Beni bu hale getiren sürekli yanında olmayıp ara sıra yanında olup değeri yüksek karşılanan ablam ve yeğenime karşı babamın sergilediği iyi tavırlardı.
Tabikide ablam ve yeğenim için çok kolaydı: onlar uzakta yaşayıp ara sıra geliyorlardı, benim gibi 7/24 babamın yanında değillerdi.
Ben ondan sadece bir gurur duyma, bir sevgi sözcüğü istemiştim ama bunlar bile bana fazlaydı.
Onun gözünde askerliğe gidip bitiren, kendi evine çıkan, karı kız peşinde koşan, evlenen bir erkek değerliydi.
Fakat ben o toplumsal rollere sıkıştırılmış erkeklerden değil daha farklı daha özel biriydim. O ise bunu göremeyecek kadar kör ve cahildi.
Üniversiteye başlarken girip 1 sene okuduğum ingilizce hazırlık okulundan 4 farklı başarı sertifikası getirdiğim günü hatırlıyorum... tüm sülale babannemin evindeydi ve kuzenlerimde oradaydı. Babam sertifikaları uzattım iyi bir şey bekleyerek. O ise sertifikaları sayfa sayfa çevirip inceledi ve başını 'tamamdır' gibilerinden sallayarak sertifikalarımı bana geri uzattı. Ardından sülalenin oturduğu büyük salona girip salonun ortasında ayakta duran benden 1 yaş küçük kuzenimin omzuna kolunu koyup kuzenimin başarılarını gururlu bir şekilde öve öve tüm kardeşlerine anlattı. Ben ise kimsenin görmediği bir köşede onun konuşmasını izledim. İçimdeki baba figürü ve beklentiler darmadağın olup yıkılırken sessizce ve duygusuzca onun yaptıklarını ve yapmadıklarını izledim. Daha sonra arkamı dönüp sessizce babannemin evini terk ettim. Sülaleden kimsede gittiğimi görüp benim nereye gittiğimi sorgulamadı, umursamadılar bile. Evden çıkıp olanları telefonla anneme anlattım ve o da küplere bindi. İşte o gün babamın hakkında bende her şey bitmişti. Artık benim için ölü biriydi. O günden beri birlikte yaşadığımız evde benim için sadece evin belirli bir kısmını çekip çeviren bir araçtı benim için o. Siktir çekme olayından sonra ise birkaç ay sonra onunla konuşmaya ve şakalaşmaya başladım. Onu sevdiğim için değil çünkü ondan nefret ediyordum fakat aynı evde kavgasız gürültüsüz yaşamak için onunla şakalaşıyordum. Bunu bile hak etmedi.
Bazen düşünüyorumda onu o evi cehennem edip kendi yaşlılığından dolayı dayanamamasını sağlayıp tansiyonunu fırlattırıp bedeninin kalıcı hasar almasını mı sağlasam? Çünkü artık eski gücünde olmadığı için bana yeteri kadar zarar verip üstüme gelemiyor, bende o eski çocuk değilim ve onun karşısında dimdik durup boyun eğmiyorum.
İyilik yolundan kayıp kötülük yoluna geçmem onun ve ablamın yüzünden Çoook kolay.
Hepsinden ve kendimden bugün nefret ediyorum.
"Onu tansiyon krizine sokmak, o evi cehenneme çevirmek o küçük, yeşil dinozoruna sarılan çocuğa ne kazandıracak?" bunun çocukla çok ilgisi var ama en çokta içimdeki öfkeli delikanlı gençle ilgisi var. Çünkü şu anda içimdeki çocukta, delikanlıda, yetişkin bende tek bir kızıl güneş tutulmasının altında tek bir yolda birleşti: öfkeli motivasyon yolu. Artık içimdeki çocuğun çığlık çığlığa öfkesi, içimdeki delikanlı gencin nefret dolu bakışları şu anki otorite sahibi güçlü yetişkin benim siniri ile birleşti. Bu yüzden çok güçlü bir öfkeyle bugün yanıyorum ya!
Şayet içimdeki 3 kişiliğin birleşmediği noktalar hep unstable olup yarı yolda kalırken tüm hepsinin birleştiği noktalar bu 3 kişiliğin 3 döneminde de fazlaca maruz kalmış şeyler olunca tek bir noktada birleşip stable olabiliyorlar.
Tek hissettiğim şey beklemekten sıkılmış olmam.
Hatırlıyor musun iştem çıkarılış günümden bir gün önce bir rüya görmüştüm. Rüyadaki semboller işsizliğime çıkarken babam ne alaka neden üzerine kolonlar düşüyordu vb diye sessizce sorguluyordum. Bundan dolayıymış demekki. Ben ise her zaman sırtımda çantamı giyip çıkarmadan yol alan birisiyim. Yani yol almamın ve her şeyin babamın üzerine yıkılmasına izin vermem gereken bir dönemde olduğumu düşünüyorum.
En kötüsüde bugünki olayların bir sonraki gün çıkacağımız tatil yolculuğu öncesi olması.
Umarım bu tatil gelecek yolumdan önce içimdeki her kötü hissi arındırarak rahatlamamı sağlar.

No comments:
Post a Comment