Sürekli ingilizce ingilizce, amaan ne o öyle! 😁
Sürekli İngilizce yazılar yazıyorum fakat bu yazıyı o eski küçük çocuğa adamak istediğim için ana dilimi kullanmam gerekiyor. İngilizce yaz, gramer kurallarına dikkat et, kendini tekrar etmeyen kelimeler kullan... her ne kadar rutin hale geldiyse de hala ikinci dilde yazmak ve konuşmak insanın üzerinde fark edemediği küçük bir yük oluşturuyor. Şu anda Türkçeyi kullanarak yazmak içimi çok iyi dökmeme sebep oluyor, iyi hissettiriyor. Kim bilir belki de böyle devam ederim. Her neyse konuya geri dönelim.😊
Bir aydır tatildeyim ve remote çalıştığım için çok sorun olmuyor. 9 ayı aşkındır yeni ekibimde çalışıyor olmama rağmen ara sıra hala anksiyetem tutmuyor değil. 3-4 gün önce eskiye özlemim baş gösterdi yine. Normalde bu tarz eskiye özlem duyma anlarımda ya harici diskimdeki 11 yıllık resim arşivimi açarım ya da eski günlüklerimi okurdum.
Ama bu sefer aklıma farklı bir aktivite geldi: bu blog belirli bir geçmişe sahip olsa bile bloğumun bağlı olduğu hesabımda çok daha eski bloklarım vardı fakat lisedeyken çocuk akılla hepsini silmiştim. GMAIL'de en eski maillerime bakayım bakalım neler var derken aklıma aktivitelerle ilgili mail gelebileceği gelmişti. Bu da eski bloglarıma atılan yorumların mail olarak gelmiş olabileceği ihtimalini düşündürdü. GMAIL arşivimde sadece bir tane Blogger maili bulabildim 2013 zamanlarına ait olan. Eski bloğumun yazılarını bulmuşum gibi özlemimi giderdi. Eski yorumu bulabilme hikayem aklımda ampul yaktı...💡
Hesabım çok eski olduğu için takip ettiğim bloglar hala takip listemde bulunuyordu, sadece insanlar çocuk aklımla takip ettiğim blokları görüp beni onlarla yargılamasın diye takip ettiğim bloglar listesini gizlemiştim. Ayarlardan gizliliği kaldırdığımda liste geri geldi.
İlk baktığım blog lisedeyken en çok takip ettiğim blog olan "biadaminhayati"ydı. Hala yeni bir post yok... hep eskiden nasıl birisi diye hayalini kurardım, toz pembe olan genç hayalleri ve merakları işte, her şeyin çok daha saf ve basit olduğu yıllar. 🥲
Blogları gezerken gözyaşlarımı tutmaya çalışıyordum. O kadar fazla bilmediğim insan ve savaş verdikleri hayatlarını yazdıkları bloglar... hiç tanımadığım insanların hayatlarını büyük bir ilgi ile okuyarak hayatları ile ilgili hayaller kurmak, hem de bloglarının çoğu üzerine çok düşülmemiş amatör bloglardı ve bu detay her şeyin taze ve de yeni olduğu eski yılları hatırlatıyordu. Bir an için sürekli aşarak geride unuttuğum en temel konfor noktamı bulduğumu fark ettim, 11 yıllık yolculuktan sonra evime dönmüş gibi hissettim. 😞
Belkide tüm bu blog oluşturma işini fazla ciddi ve profesyonel yapıyorumdur. Neden İngilizce yazmaya çalışıyordum ki? Neden her bir postta kullanmak için o postu temsil edecek resim çiziyor ya da video editleyip gife dönüştürüyordum? Neden Blogger'ın sitesinin kodlarına inip kod bilgimle sitemi dinamik ve güzel yapmaya çalışıyordum ki? Asıl yanıtlar her şeyi olduğu gibi filtresiz aktarmakta yatıyor.
Sizi bilmiyorum ama bu aralar benim içimi nedenini ve nereden geldiğini bilmediğim bir özlem kaplıyor. Neyi özlüyorum ya da neye üzgünüm hiç bilmiyorum.
Kendi içimdeki çoklukların arasında Arap saçı olmuş karakterlerimin arasında kaybolmuş durumdayım. Şu anda bu yazıları yazarken sessiz ve karanlık gecenin tam ortasında yoklukla bir olmuş durumdayım.
Gençken ve çocukken korkularım daha azdı ama çok fazla dışarı yansıtıyordum. Büyüdükçe korkularım daha da arttı ama dışarı yansıtmamaya başladım. Etrafımdaki çoğu kişi çok güçlü ve yıkılmaz biri olduğumu söylüyor fakat aslında her saniye ödüm kopuyor!
Ödüm kopuyor,
- hayatın gerisinde kalmaktan,
- sırf aşamadığım şeyler yüzünden büyük bir fırsatı tepmekten,
- yanlış bir karar verip sonuçlarına katlanmaktan,
- henüz hazır değilken ailemi kaybetmekten,
- ömrümü birlikte geçirebileceğim bir partner bulamamaktan,
- doğru partneri bulduğumu sanıp yanlış partnerle hayatımın zehir olmasından


No comments:
Post a Comment