Saturday, October 12, 2024

Tutulma Eşiği 2 - Donmuş Tekillik

 


    "Karanlığa uzanarak yalnızlığın, güçsüzlüğün ve dönüp duran kader çarkının birleştiği yolda daha iyiye yol alarak değişmek adına umudumu diri tutuyorum."




    Bu hafta iş saatlerinde yaptığım ve katıldığım çalışmalar çok fazla, yoğun ve de yorucuydu. Son 3 aydır her gün olduğu gibi yine yorgun bir günün ardından kişisel hayatıma ayırabileceğim enerjim kalmamıştı. Her ayın başında "Bu sefer şunları bunları yapacağım" diye aldığım kararları uygulayamazken buluyorum kendimi. Bu denli güçsüz olmak utanç verici hissettiriyor. Böyle durumların ne demek olduğunu çok iyi bilip hoşgörülü davransam da çok uzun zamandır bu durumdayım ve hiç iyiye gitmiyorum. 

    Bakışlarımı diktiğim duvar saati, telefonuma kurduğum alarmlar, projelerin son bitirim zamanları; kısacası zamanın kendisi her geçen ayda daha da hızlanıyor. Bunun uyarıları önceden yaşı büyük insanlarca, Kuran'da yazan ayetlerce bildirilmişti... fakat büyük çoğunlukla yaşayarak öğreniyorum, eskiden gelecekte yapmak istemediğim şeyi geçmişin geleceğinde; yani bugünde yapıyorum.


    Son birkaç yıldır hayatım fırtınalarla dolmaya başlamıştı ve şu anda kaostan oluşma bir kasırganın içerisindeyim. İçerisinde kaldığım oda darmadağınık, kafamın içi darmadağınık, bir şeyler öğrenirken aldığım notlar darmadağınık. Darmadağınık bir ben darmadağınık bir hayatı düzeltmeye çalışıyorum ve tekrar ve de tekrar başarısız oluyorum.

    Başka birine dönüşme hikayem başladığından beri her şey yokuş aşağı gitti. Fakat yine biliyorum ki bu süreç olması gereken normal bir süreçti. Çünkü Yeni sen eski sene mal olacak. dEski benliğimi, yürümeyi bildiğim yolları, bir şeyleri çözmekte kullandığım mantığımı, doğruyu ve yanlışı ayırt edebildiğim önsezilerimi yavaş yavaş kaybetmeye başladım... yenilerini yerlerine koyabilmek için. 



    Fakat tekillik noktasına ulaştım. Tekillik noktası, eskiye ait büyük oranda sahip olduğum her şeyi kaybettiğim ve yeniye ait her şeyi kazanmaya başlamadan önce kendimle baş başa kaldığım dar, küçük ve en karanlık tüneldi. 

    Karanlıkta çok uzun kaldığım eski zamanlardan sonra ilk defa en karanlık noktadaki boşluktayım. Eski karanlıkta acı, depresyon, anksiyete, kaygı vardı: şeytanın vesvesesinin en çok olduğu andı. Kara boşlukta ise sadece karanlık ve ben varım... beni kötüye çekecek her şeye karşı son enerjimi kullanarak kalkanlarımı hazırda tutsam da enerjim kalmadı ve bu boşlukta ne kötülük var ne de savaş. 

    Tek sorunum şu ki, ilerleyemiyorum... bu boşlukta dondum kaldım. Nedeni üzerine çok düşündüm ve sanıyorum ki eskiden kalan birkaç güçlü bağı henüz koparamıyorum. Bilgisayar oyunları oynamak, düşüncesizce-mantıksızca yediğim zararlı yiyecekler, spor yapmama engel olan düşünce yapım, önüne geçemediğim porno bağımlılığım... bu kanımı emen sülükler 7-8 yıldır kalbime dişlerini geçirmiş durumda. Eski benliğimden Tekillik Noktasındaki bana bağlı bu zincirler eskiden beni zehirleyen pek çok şeyi hala kalbime pompalamaya devam ediyor. Bunlar olurken de bir yandan tünelin ucundaki ışıktan Allah bana bazı mesajlar ve işaretler göndermeye devam ediyor. Aslında her şey o kadar belli ki...

    Bu karanlıkta gördüğüm renkler ve ışıklar, uyarılar ve işaretler her şeyi açığa çıkarıyor. Fakat asıl kendimi sormam gereken ve en sonunda yüzleşmem gereken soru şu;


  "Kırmam gereken ve beni ilerleme konusunda bağlı tutarak ilerlememe engel
olan bu zincirleri gerçekten kırmak istiyor muyum?"


    Çünkü bu zincirler beni en çok rahatlatan konfor alanımdaki temel yapıtaşları. Bu temel yapıtaşlarını bırakmak konfor noktamdan tamamen dışarı çıkmam anlamına geliyor ve ben bilinmeze kendimi bırakıp Allah'ın planına güvenmem gerektiğini bilsem bile yapmaya hala korkuyorum. Neden ya da neyden bu kadar korkuyorum?



    Eskilerde bana zarar gelmesin diye her türlü süreci ve gerçekleşebilecek olasılığı yaptığım değişiklikler ile kontrol etmeye ve etkilemeye çalışırdım. 

Peki buna rağmen zarar görmedik mi?

    İnsanlar beni bırakmasın, bana zarar vermesin, beni sevsin diye sürekli farklı karakterler oluşturup farklı ortamlarda o karakterlere bürünüp tıpkı bir aktör gibi oynardım.

Peki buna rağmen terk edilip, zarar görüp, yapayalnız kalmadık mı?

    Daha küçük bir yaşta başlayıp Üniversiteye kadar Biseksüelliğimi nefsime etki edecek şekilde oruç tutup dua ederek din yolunda, sadece karşı cinsin pornosunu izleyip tek başıma pratiğe dökerek cinsel yolda, psikolojik araştırmalar yapıp bulduklarımı uygulamaya koyarak psikoloji yolunda yok etmeye çalıştım.

Peki bu uzun zaman alan sürecin sonunda hala aynı kalmadık mı?


    Ben her şeyin bir nedenle olması gerektiğine inanan biriyim. Bazı şeyler öğretmek için, bazı şeyler öğrendiğimiz şeyleri bize tekrardan hatırlatmak için, bazı şeyler bizi farklı yollara yönlendirmek için, bazı şeyler de sadece kaderin diğer yollarına bizi hazırlamak ve bizi o yollara gerçekten layık mıyız değil miyiz diye test etmek için başımıza geliyor. 

    Her seferinde kazandığımız şey çok, her seferinde kaybettiğimiz tek şey ise Zaman oluyor. Fakat Zamanın kendisi, paranın alamayacağı kadar değerli olmasına rağmen her zaman ve her şekilde kaybedilmeye mahkum kozmik bir olgudur.

    Kısacası zaman öyle ya da böyle geçecek. Boşuna geçmesindense bir şeyler kaybettirerek ya da kazandırarak geçmesi çok daha verimli olur. Şayet kelimelerin pek çok anlamı vardır. Belki de kaybedeceğimiz şey bize zarar veren, kazanacağımız şey ise bizi zarara iten bir şey olacaktır. Belki de her şey tam tersidir.


    Bu yüzden olması gereken her şey oldu ve bugün bu yazıları yazan beni ben yaptı. Bu yüzden Allah'ın bizzat kendisinin olmamızı istediği yerdeyiz. Kendi kaderimi kendim değiştirmem gerek fakat zorlanıyor ve olduğum yerde donup kalıyorum çünkü yapmaya çalıştığım her şey Allah'ın yardımını istemeden yapılmaya çalışılıyor.



Son birkaç haftadır aldığım en büyük işaret buydu. Kurtuluşum Allah'a giden yolda yatmakta.

    Ben ise Tekillik Noktasında ışığa ulaşmaya çalışırken donup kaldım. Çünkü kurtuluşum ışığa elimi uzatıp yardım istememde gizli. 

    Yıllarca uykumda karanlık varlıklarla savaşıp durdum ama şu son 3-4 yıl kendimle savaş içerisindeyim ve cidden çok ama çok zorlanıyorum.


Hep içimden "Keşke bir bilgisayar oyunun baş karakteri gibi yalnızlık ve güçlenmeyle alakalı özel bir başarı hikayem olsa" diye dilekte bulunuyordum. Çocuksun işte, ne istediğini bilmiyorsun. Halbuki istediğimiz şeylerin sonucu çok farklı geliyormuş. Durumumdan asla şikayetçi değilim. Ben bir savaşçıyım ve Allah izin verdiği sürece hep böyle kalmak istiyorum. Burada anlatmak istediğim; ne dilediğimize çok dikkat etmemiz lazım.





Savaşmaya devam edeceğim... son nefesime kadar.



No comments:

Post a Comment

BLEEDING HEART IN A FAITHFUL LIGHT

“I never meant to fall for a stranger behind a glass screen, yet a single smile cracked open everything I swore I had buried. My heart bled ...