Some months don’t pass—they fracture. March didn’t move forward; it spiraled inward, folding time like pages in a forgotten book. In reflections, I saw not just myself, but the war I’ve been quietly living in. Between the ticking of clocks I no longer trust and the dreams that speak in riddles, I walked a path made of prayer, silence, and untold scripts each written in healing and longing.
Mart ayını dolu dolu geçirip buraya yazmaya vakit ayıramadım... hoş, vakit ayırsam bile sahip olduğum yorgunluk izin vermiyorki.
SAVAŞ MEYDANI
Ramazan ayı boyunca elimden geldiğince oruç tutmaya çalıştım ve tüm Ramazan boyunca oruç tutmayı başaramasamda bayağı bir gün oruç tutabildim. Oruç tutma esnasında bir anlık karar ile kafaya koyup namaz kılmaya başladım. İlk olarak Sabah namazının 2 rekatlık farzı ile başladım ve zaman geçtikçe 2 rekat sünneti de ekleyerek Sabah namazını kılmaya devam ettim. Fakat abdestimi bozan, namaz kılmayı bana dar eden bir şey vardı. Biseksüellikle birlikte gelen cinsellik sevdalılığı. Ramazan'da şeytanlar zincire vuruluyorsa, bu duruma kendimi düşüren yine kendi nefsim oluyordu. Bunun üzerine de çalışmaya başladım ve çözümün hiçbir cinsel içerikli sosyal medya içeriği tüketmemek olduğu kanaatine vardım. Şu anda verdiğim savaş iyi ilerliyor çünkü Ramazan bitti ve şeytanlar geri döndü. Hala arada bir nefsimin yokladığı oluyor fakat toz parçası kadar bile ilgi gösterirsem daha kötü yoklamaya başlayacağını biliyorum, o yüzden hala savaşım devam ediyor. Ayrıca şu anda Öğle namazına da başladığım için zırt pırt Güsul abdesti almamak adına namaz rutini nefsin üstesinden gelmemi sağlıyor şimdilik. Cidden daha iyi bir müslüman olabilmek için çok çabaladım ve halada çabalıyorum fakat bu bir savaşa dönüştü artık ve ben Allah'ın sevgisini ve de birlikteliğini kazanabilmiş bir galip olmak istiyorum.
İŞ, EĞİTİM VE İDEALLER
Ramazan Yeni ekibe ayak uydurmaya çalışıyorum fakat o kadar fazla bilgi ve konsept var ki çok zorlanıyorum. Yinede tüm bu zorluğa rağmen başarılı olduğum birkaç konu oluyor fakat henüz ihtiyacım olan yeterliliği doldurabilecek seviyeye gelemedim, bu yüzden yetersiz hissediyorum. Belkide normal olan bir süreçten geçiyorum fakat mükemmelliyetçi yapım bana böyle hissettriyor. Bilemiyorum. Üniversite sınavlarıma dahi yorgunluktan dolayı hazırlanamıyorum ve bir yandan da askerlik zamanım yaklaşmaya devam ediyor. iş bilgisayarımı yenisiyle değiştirmeden önce her türlü bilgimi yedeklemem lazım fakat gerçek şu ki, üzerinden çok zaman gerti ve ben yedeklemeye başlayamadım bile. Zamana karşı yarışmak beni hep özgürlükten uzak hissettirmiştir. Tüm bu olan bitenin arasında kendime kızıyor, kendimi pataklıyor ve neden bu kadar kırılmış zayıf biri olduğumu anlamaya çalışıyorum.
KALP KIRIKLIĞI VE YALNIZLIK
Önce eski hem cins arkadaşımın arkasından sürekli koşmam ve en sonunda peşinden koşmayı bırakıp arkadaşlığımızın sessizce bitmesi... şimdi ise aynısını hayallarinin ilişkisini yaşamaya başlayan karşı cins arkadaşımda yaşıyorum. Hayallerindeki ilişikiyi yaşamaya başlayıp birde üzerine evlilik teklifini kabul edince arkadaşsal etkileşimimiz git gide azalmaya başladı. İkisine de zaman verdim, olanak verdim, sabır verdim, kendi ihtiyaçlarımı arkaplana attım fakat en sonunda ben yalnız kalır oldum. Karşı cinsten olan arkadaşım eskilerden kalan en yakın kanka listemde geriye kalan tek kişiydi ve artık onun hayatında da bir yerimin olmadığını hissetmeye başladım.
Yıllar boyunca "Mükemmel Dost" modelini oluşturup yakınlarıma bu modeli takınarak insanları elimde tutmaya çalışan ben hepsini kaybeder oldum. Dostluğumu ve ilişkilerimde verdiklerimi hakeden biri ile hiç karşılaşamayacak mıyım? Eskiden bugüne hep "Sevgili değil sadık dostlar istiyorum" sloganıma göre yaşadım durdum fakat şimdi dostluklardan da umudumu yitirdim. Küçüklüğümden beri hissettiğim yalnızlığı azaltmaya çalıştıkça bu his daha da büyüdü. Galiba tek dostumun Allah olabilmesi için bunları yaşıyorum. Kalbim dostlardan yana tamamen kırık durumda.
RÜYALAR, DÜNYA VE TÜRKİYE
Ramazan boyunca sıradan, sembolsüz ve anlamsız rüyalar gördüm. Ramazan'ın biteceği son gün sıkıntılı rüyalar görmeye devam ettim. Bu sırada Filistin/Gazze'deki sıkıntılı süreçler devam ediyordu. Türkiye'deki siyasi durum ve haklar ile ilgili olaylar alevelenerek büyüyordu. Tüm bunların içinde enerjisiz bir biçim yaşayan ben bir şeyler paylaşmak ve yakınlarımla konuşmaktan başka bir şey yapamıyordum. Bazen sosyal medyayı ya da haberleri bile açamıyorum. Şayet bu olaylar oluşurken o kadar kırgın ve yorulmuş bir durumdaydımki, en ufak bir negatiflik zaten iyi olmayan durumumu daha da kötüye sokuyordu. 26 yaşında bir genç olmak için çok zorlu bir çağa doğmuşum, bunu fark ediyorum.
Artık gerçek hayatın zamanı ve saatleri hiçbir işime yetmiyor. Uyuduğum uyku bile 10 saate çıkmış durumda. Yapmam gereken bekleyen işler var ve zaman çok hızlı geçiyor. Şu anda tek önceliğim namaz, iş ve mental sağlığım. O yüzden bol bol dinlenmeye çalışıyorum. Ahhh... çok yorgunum YİNE.
Normalde bu bloğa daha sık yazı yazmam paylaşım yapmam gerekli fakat yaptığım iş ve yaşadıklarım o kadar yoruyor ve de zaman alıyorki, blog yazmayı öncelik listemde en sona koymak zorunda kalıyorum.
Sessiz ve nazik bir karanlığa doğru çökmeye, uykuda kendimi kaybetmeye gidiyorum.
Kendinize iyi bakın... artık her kim bu yazıları okuyorsa.

No comments:
Post a Comment