Merhaba,
Dün sabah 6'ya kadar arkadaşlarımla oyunlar oynadım. Sabah 06:30'da uyudum ve bu akşam 20:30'da kalktım. Kalktığımda sersem gibiydim fakat buna odaklanamayacağım kadar büyük ve bir o kadarda bildiğim bir his hissediyordum.
İçimdeki bir şey çığlık çığlığa bağırıyordu. Sinirle mi yoksa canı yanarak mı bağırıyordu ya da sesini duyurmak için mi bağırıyordu emin değilim.
Fakat üzerine düşününce bu çığlığın ruhuma ait olabileceğini düşünüyorum. Daha öncede bu çığlığı uyandığım zamanlarda duymuştum ve uyumadan önce hep hayatımın en kötü anlarını yaşamış oluyordum; sosyal medyada ya da başka sitelerde cinsel içerik tüketmek, etrafımı ve kendimi temiz tutmamak, her gün nargile içmek, sağlık olarak bana kötü gelen yiyecekler ve içecekler tüketmek... liste uzayarak gidiyor.
Her hayatımdaki kontrolü kaybedip kendimin en kötü versiyonuna dönüşmeye başladığımda direnerek kendimi daha iyisine sürüklemek üzerine çaba gösteriyorum ama her çabamdan sonra daha da kötü oluyorum. Adeta bir merdivenin üzerinden zıplayan top bırakmışsın gibi her yere çarpışım bir öncekinden daha aşağıda, her yükselişim bir öncekinden daha az yukarıda. Her en kötü anımdaki uyanışımda içimden bir çığlık sesi hissediyorum. Özellikle dikkatlice izledim olan biteni, en kötü anımdan daha da kötüye düştüğümde bu çığlığı hissediyorum.
Bu konuda bir teorim var. Ben Müslüman bir erkeğim ve kendi dinime çok inançlıyım. Bildiğime göre her uyku yarı ölümdür ve her uyku esnasında Allah'ın önüne yükseliriz, her uyanma öncesi de bedenimize geri döndürülürüz. Gördüğümüz bazı rüyalar ise bu yolculuğun ürünü olabiliyor. Duyduğum çığlık ışıktan daha da karanlık bir noktaya düştüğümde ruhumun acı çekişi olabilir. Peki bunun tam tersi nasıl olurdu ve o zaman ruhum nasıl hissederdi? İşte bu nokta araştırma ve deneme konusu olabilir.
Bu "Zıplayan topun belirli interval ve hız ile merdivenden aşağı sekerek düşme" örneğimde beni kurtarabilecek şey interval ve hızın neye bağlı olduğu. Çünkü ben gizliden gizliye hayatımdan vaz geçiyorum. Gerçekten yaşamak için bir nedenim yok, aşık olmak için bir nedenim yok, oyun oynarken video izlemek tek bildiğim mutluluk kaynağı, minimum efordan daha fazla efor sarf etmeye çalışarak işimde çalışıp para elde etmek ise hızımın sürekliliğini sağlıyor. Peki ya neden gitgide hayat enerjimi kaybediyorum? Kendime verdiğim intihar etmeme sözümü tutuyorum, peki gizlice hayattan elimi çekmemde pasif intihar değil midir? Bence öyle.
Bir erkek hayatı tekrardan sevmeyi nasıl öğrenir? Aşık olmayı nasıl ister? Yediği yemekten zevk almayı nasıl geri kazanır? Yaşayan bir ölü gibi hissediyorum. Öyle değilmiş gibi davranıyorum fakat kabul etmem gerek: psikolojim ve halim berbat halde.
Artık eski rüyalarımda gördüğüm ışığım yok ve çok uzun zamandır karanlıkta yürüyorum. Karanlıkta olmamızın sebebi karanlıkta da bazı bulmamız gereken güçlerimiz olduğudur fakat çok uzun kalınca hayat enerjini emer, seni değiştirmeye başlar. Benimde karanlıkta bulduğum bazı şeyler var fakat artık bana bir şey kazandırmıyor; tam tersi benden bazı şeyler götürüyor.
Tekrardan ışığa geri dönmem lazım.
Benimde hikayem tıpkı World of Warcraft'taki ışığını kaybeden Alduin'e benziyor, tabi ben ne bir prensim ne de kral. (Gerçi eski kullanıcı adlarımdan biri melez prens olsa da aynı şey değil 😁)
Işığa geri dönmek isterken çok daha fazla şey beni karanlıkta tutmaya çalışıyor. Gizlice yavaş yavaş planlar uygulandı. Hayat meşgalesinden fark ettiremeyecek kadar yavaş ve sinsice işledi.
Eski, öfkeyle yanan, ışığı bol ben nereye kaybol muştu?
Her şeyin bir sebeple ve amaçla gelişen inanışım karanlıkta bulduğum ışığa ait en önemli öğretiydi. İçimdeki öfkeyle yanan kızıl alevin sönüşüyle(2015-2019) çok daha yeni, sakin ve mavi bir alev yanmaya başladı içimde. (2022-2024)
Belki de bazı değişimlerin yaşanarak başkalaşma ve evrilme aşamaları için karanlıkta ışıksız yürüyerek yaralar almak gerekti. Allah'ın planlarına güvenmek lazım. Benim hikayem duraksama dönemindeydi ve henüz hikayem bitmedi. Bence hikayem yeni başlıyor.